Cahit Zarifoğlu Sözleri

2026 yılında, birbirinden etkileyici Cahit Zarifoğlu Sözleri ile sizlerleyiz. Bu Cahit Zarifoğlu Sözleri sayesinde sevginizi kısa, anlamlı ve güzel sözlerle ifade edebilir, duygularınızı özel bir şekilde paylaşabilirsiniz. Bu sözleri sosyal medya hesaplarınızda paylaşarak sevdiklerinizden beğeni alabilirsiniz.




Dedim ya işte bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
Bu dünya soğuk… Rüzgâr genelde ters yöne eser. Limon ağaçları kurur. Bahaneler hep hazır. Güzel günler çabuk geçer. İçimiz hep bir hoşça kal ülkesi.
Şöyle irice bir kelime bul ok atsın yüreğime.
Biz kendimizi hep doğru yoldan ayrılmamış kabul eder ve dünyanın bir imtihan hane olduğunu hep başkaları için düşünürüz.
Oturup konuşsak geçerdi belki her şey, başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.
Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çok kirlenir.
Ve önemli olan ‘an’dır. Onu ibadet sabır anlayış tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir.
Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.
Bilmediğim ve ne yapacağı belli olmayan bir duyguyla hırpalanıyorum boyuna.
Sevgisizliğinin dayatıldığı coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına baş kaldırmaktır.
Gelecektim ama daha kötü bir hatıram olsun istemedim.
Adam acı mümkün olduğu kadar kendi içine aksın diye yüzünü öne eğmişti.
Nereye kadar kendinden kaçabilirsin? Ya bir daha geri dönemezsen…
Bir ölüm vefalı bir de sonbahar.
Seni sevmek merhamettir Kudüs. Seni sevmek Peygamber duası gibi.
Dedi ki sen şairsin elindeki bu taş ne? Dedim ki şair aşka boyun eğer zulme değil!
Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden, Suriye’nin toprağından, Bosna’nın bayrağından, Gazze’nin gözyaşından öpüyoruz…
Rüzgâr nereden eserse essin güzeldir. Alevler bir ayrı âlemdir. Dirlik sevinçtir göç içimizedir.
Uçmayı öğrenmeden göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz.
Bize sözlerimizden çok yüreğimizden anlayan gerek.
Zira, gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir.
Bakıyorsunuz zulmedilenlerin tek ortak özelliği var Müslüman oluşları ve zulmedenlere bakıyorsunuz onların da bir tek özelliği var Kâfir oluşları veya küfre hizmet edişleri.
Bir tabut düşün, içinde ben, içimde sen.
Farz et körsün olabilir. El ele tut. Taş al ve at. Kâfiri bulur.
Diline bir düğüm at ve otur. Dinle. Gıybet ve dedikodu münakaşa ve cedel su-i zanlarla dolu söz varsa ya durma ayrıl ya da engelle.
Yaşamak bir perde gibi kalkıyor aramızdan. Zamansız mekânsız bir tünel başındayız şimdi.
Evet hatırladım küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye. Ya mutluluğa?
Ehli takva olun ehli secde olun. Farzları alenen yerine getirin. Nafileleri kendi nefsinizden bile gizleyin.
O sabah ezan sesi gelmedi camimizden. Korktum bütün insanlar için bütün insanlık adına.
Az az ölüyoruz her gün yağmurdan havadan bahseder gibi.
Bana hissettirdiklerini seviyorum, sanki her şey mümkünmüş gibi, sanki yaşamaya değermiş gibi.
Kalbinizi yumuşatın ama iradeniz sert olsun. Kelimelerinizi yumuşatın ama nüfuzunuz kuvvetli ve derin olsun.
Şöyle olmuş: Ben sen demişim sense sen.
Ben onunla içimden konuşuyordum.
Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz. Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.
Hayır kalbim yorulmadım hayır hayır yıkıl daha.
Bazen yağmur olmak ister insan. Yağmak ister sevdiğinin yüreğine.
Şimdi yoksun üstelik uzaktasın ellerin yapayalnız biliyorum gözlerin dalıyor yine hep benim için olmalı.
Başıma düşmüş sevda ağı. Bir başıma tenhalarda kahroldum.
Vicdanen rahat olmamız yetmiyor. Başkalarının hakkımızda yanlış kanaatler edindiğini görmek üzüyor bizi.
Yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki, Züleyha. Bir insanın, bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.
Buruşturularak atılmış bir kâğıt parçası gibiyim. İçimde kalkıp gidenlerden doğan boşlukların ağırlığı… Ve sevmek. Ve korkmak ve nasıl uzaydaymışım gibi yalnızım.
Az ağlıyoruz, dünya bu yüzden çok kirli.
Ayrılıkla başım belada gözlerini çevir gözlerime yoksa ben sensiz bu sessizlikle. Deli gibiyim sensiz bu sensizlikle.
Kapı aralığından baktığımda görebildiğim en güzel şeydir yaşamak.
Şu küçücük kalpte nice hakkın yüklü.
Bitti o şiir, başka mısra gerekmez.
Değil mi ki kavuşmalarımız topal. Ayrılıklarımız koşar adım.
Ah şu yalnızlık kemik gibi ne yana dönsem batar.
Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak arayacağımız yer bellidir.
İnsan kendi mutlu olma imkânını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin romanların içinde değil kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan andır.
Ve insan en çok göğe vurgun. Sonra zifiriliğe, şiire ve hep Allah’a.
Alnı secdeye inen insanların sesleri birbirine bağlanabilirse ancak o zaman sokaklar meydanlar ardına kadar açılır.
Bir şehir kadar kalabalıktır bazılarının yalnızlığı.
Çıktığım her yerin kapısını sert kapatmamla tanınırken, senin kapın çarpmasın diye arasına elimi koydum.
Düştümse sana bakarken düştüm.
Kuşlara takılıp gidiyor aklım.
Merhamet capcanlı bir kuştu insan kalplerinde. Bir ölçü bir adaletli ki eşi emsali bulunmaz.
Hayalimin ayağı yere değmiyor henüz. Onun gerçekleşmesine dayanacak onun yükünü kaldıracak topraklarım yok.
Bir duruşu olmalı insanın. Bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı.
İçim, ey içim. Bu yolculuk nereye? Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin.
Ölü kalbimiz dirileydi hakka dönüp sadakayla yıkanaydık dünyaya hiç meyletmeyeydik.
Filistin bir sınav kâğıdı her müminin önünde.
Bir gün ister istemez karşısında olacaksın kaçtıklarının. Dua et o gün henüz mahşer olmasın.
Haydi bir şeyler daha yazayım diye kaleme sarılmayın. Beklemeyi bilin. Susayınca acıkınca nasıl anlıyorsak yazmak anını da anlarız.
Çok geçmeyecek aradan şöyle diyeceğim: Bulutlar açmadı, mavi gök orda mı?
İnsan sevmeli; bazen bir insanı yahut da bir ağacı ya da kanadı kırık bir kuşu.
Aklımdan çıkmıyorsun dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya.
Ateşe hakiki bir çay koyalım. Şehri unutanlardan olalım.

Diğer Güzel Sözler Yazıları
1 Euro Kaç TL